08 Eylül 2010 04.44
ANASAYFA
HABER
ETKİNLİKLER
MÜZELER
MÜZAYEDE
ROPÖRTAJ
RESTORASYON
KULÜPLER
YARIŞ
DÜNYA
Mercedes toz duman
1   
Fotoğraflarda gördüğünüz, tozu dumana katan 1964 Mercedes 220 SE b, ralli meraklılarının çok yakından tanıdığı, birçok derecesi olan bir ralli arabası. Saf görünüşünü aynen muhafaza ederek modifikasyon değişimlerini örtbas eden Mercedes, toprak pistteki testte adeta kendinden geçerek gücünü gösterdi!

Daimler-Benz, “Ponton” olarak adlandırılan yuvarlak hatlı karoser imalatına 1959 yılında son vererek, aynı sene içinde çok daha şık, yuvarlak hatları köşelerle gayet güzel bağdaştıran yeni bir kasayı üretime geçirdi.

1959’dan 1965 yılına kadar aynı tasarımla devam eden modeller 190 c, 190 Dc, 200 ve 200 D (W110) ekonomik karoser olarak adlandırılırken, 220 b (W111/1), 220 S b (W111/2), 220 SE b (W111/3) ve 300 SE (W112/3) olarak adlandırılan kompakt karoser sınıfı modelleri tanıtarak, farklı zamanlarda piyasaya sürdü.
Mercedes-Benz 220 SE b; 1959 Ağustos’undan 1965 Ağustos’una kadar karoseri değişim görmeden üretimde kaldı. 1961 Şubat ayında Coupé ve 1961 Eylül ayında da Cabriolet modeline kavuşan 220 SE b, Ekim 1965’de üretimden kaldırıldı.
Sizlere bu kısa bilgileri aktarmamın sebebi, yazıları okumadan fotoğraflarına göz attığınız, “tozu dumana katan”, ralli meraklılarının çok yakından tanıdığı, birçok derecesi olan 1964 Mercedes 220 SE b ralli arabamızı daha yakından tanıtmak için idi.
Evet; 1970 yılında Sayın Ahmet Öngün ve arkadaşları Sayın Ali Somer ve Sayın Mehmet Karabeyoğlu arabayı İngiltere’den satın alıp Türkiye’ye getirmişler. Ralli arabası olarak kullanmalarında ise Mengerler ve Mercedes-Benz Türk yardımıyla boya ve mekanik restorasyonlar yapmışlar. Yani arabanın üzerindeki modifikasyonlu parçaların hepsi orijinal Mercedes parçaları.
Sayın Ahmet Öngün ile test öncesi yaptığımız söyleşide; bize tek modifikasyonun sert amortisörler olduğunu belirtmişti. Ancak biz sonraları daha farklı şeyler de gördük.
Bir ralli arabasının iki türlü modifikasyonuna her zaman şahit oluyoruz. Boya ile cazibeli bir görünüme büründürülmesinin yanı sıra, karoser, motor ve mekanik aksamda ciddi değişimler yapanlar var ki arabayı tanıyamaz hale gelirsiniz. Mercedes saf görünüşünü aynen muhafaza ederek, modifikasyon değişimlerini örtbas etmiş. Ne bir çamurluk şişirilmesi, ne bir kaput ve bagaj değişimi, hepsi orijinal. Ancak en büyük emniyet gereci olan tavan taban arası roll-barları tabii ki uygulamışlar. Fotoğraflarda görebiliyorsunuz. Diğer çok açık görünebilen fark ise oldukça ağır parçalar olan tamponların arabadan sökülmesi.
Bunlar, iki tür modifikasyonun birinci türleri. Tabii ki hiçbir sürücü ralliye standart üretim bir araba ile girmez. Ne ilaveler ve değişimler yapacağının fiziksel ve maddi hesaplarını yapmaya başlar. Bu çalışmalar ralli şartnamelerinin dışına çıkamaz.
Sedan Mercedes ralli için oldukça ağır bir araba olmasına karşın, diğer rallilerde birçok örneğini görmek mümkündür. 13 adedi 1961’de olmak üzere üretimine başlanan 300 SE (W112/3) modeli (ki yaklaşık 10 cm daha uzun bir dingil mesafesine sahiptir), sürücüsü Eugen Böhringer tarafından 1963 Acropolis rallisine 41 No. ile Stuttgart’tan katıldığında, bırakın arabanın tamponlarını sökmeyi, roll-barları bile takmamıştı. 300 SE’nin standart ağırlığı 1.580 Kg idi. 220 SE b’nin ağırlığı 1964’e kadar 1.208 Kg idi, 1964 yılında 1.308 Kg’a ulaştı. Birçok 220 SE b modelinin, 1962 Monte Carlo, 1962 Lüttich-Sofia-Lüttich, 1961-1963 Arjantin, 1960-1962 Monte Carlo rallilerinde yüksek ödüller aldığını da kayıtlarda görüyoruz. Test aracımızın ise, Klasik Otomobil Kulübü’müzün düzenlediği çeşitli rallilerde birincilik, ikinci ve üçüncülük; bir Acropol rallisinde ise ikincilik aldığını, Sayın Ahmet Öngün (tabii ki övünerek) belirtiyor.
120 beygir gücündeki 220 SE b, 6 silindir ve 4800 devir/dak. bir motorla donatılmış. Modifikasyonlarla bu motor 130 beygir gücüne çıkartılmış. Karbüratörü yok, yakıt enjeksiyon ile püskürtülüyor (220 S b-220 SE b modellerinin en önemli farkı). Dört tekerlekte disk fren görüyoruz (ancak 1964 senesinde sadece 220 SE b’nin Coupé ve Cabriolet modellerinin ön tekerleklerinde disk fren kullanılmış.) Bunlar, modifikasyon sırasında yapılan mekanik değişikliklerden en önemlisi. İkinci önemli değişiklik ise transmisyonda yapılmış. Direksiyon kolonundan kumandalı vites kolu, yerden kumandaya dönüştürülmüş, bu iş için direkt şanzıman bağlantılı, aynı senenin 220 SE b Coupé ve Cabriolet modelinin vites kutusundan faydalanılmış. Bu arada 120 beygirlik motor gücü, Ahmet Bey’in bildirdiği üzere 130 beygir gücüne çıkarılmış.
“W111” kasa Mercedes’lerde, o seneleri yaşayanlar iyi bilir, en popüler renkler lacivert, bordo, siyah idi. Aslında bu üç renk daha çok S, SE modellerinde görülürdü. 190-200 modellerinin (W110) renkleri ise mat, şimdi opak olarak kullandığımız (aslında metalik renkler henüz Mercedes’te bile yoktu), bej, krem, soluk mavi, gri, soluk yeşil gibi cazibesi olmayan renklerdi. Bu renkler 220’lere de standart olarak uygulanıyordu. Fakat S, SE modellerinde renk farklarını krom çıtalar da tamamlamaktaydı.
Araba satın alındığında mat denecek kadar donuk bir mavi imiş. Ahmet Bey, Türkiye-Avrasya satış yetkilisi olduğu Sun Microsystems’ın rengi olan lavantaya benzer bir maviye boyatmış ve bu renk gerçekten bu kasaya çok yakışmış.
Test sırasındaki söyleşilerimizden anlıyoruz ki Ahmet Bey’in, arabanın fevkalade yol tutuşu, bu ağır gövdeyi hemen durdurabilen frenleri ve herhalde üretimi sırasında bir ralli arabası olarak asla düşünülmemiş bu “W111” kasasının ne kadar geniş bir iç hacmi, bagajı ve yolda bırakmayacağına inandığınız bir yürür mekaniği olduğunu da ısrarla vurguladığını belirtmek isterim.
Test sürüşünde arabayı, devamlı kullananı ve bakım sorumlusu olan Yunus Bey’e kullandırdık. Yunus Bey benim kıyamadığım bu maviş kızı, fotoğraflarda gördüğünüz gibi fır fır döndürdü ve ben o koca kasanın sert direksiyon kırmalarında hiç sağa sola yatmadığına inanamayarak şahit oldum. Ama bir otomobil düşkünü olarak, bu arabanın rallide böyle kullanımlarda harcandığını düşünerek çok üzüldüğümü de belirtmek isterim. Ama Mercedes’in sanki umurunda bile değil. Şimdi tekrar şu gövde üzerinde bir gezinelim.
Dış görünüşte, önde, tamponsuz petek panjurun yanlarında Amerika standardı, Seal-Beam olarak adlandırılan atom farları görüyoruz. O dönemde Amerika’ya ihraç edilen diğer devlet arabalarının öncelikle farları Amerikan arabalarında kullanılan ampulsüz farlar olmak mecburiyetinde idi. Yani far aslında kendisi ampul. Bitince atılır, yerine yenisi takılır. İyi tarafı ise, hiçbir zaman içine toz girmez ve hep tertemiz kalır. Aynı ampullerdeki gibi. Ancak bu farlardan başka, bize arabanın Amerika standardı bir araba olduğunu gösteren başka bir belirti yok. Bu farlar muhtemelen ya İngiltere’de kullanıldığında veya bilhassa ralli esnasında kırıldığında çok kolay değişebileceğinden, özellikle tercih edilmiş. O senelerden daha sonra Amerika, yurda girecek arabalarda ön ve arka yan köşe sinyalleri veya kedi gözleri ile amortisörlü (darbe yok edici, azaltıcı) yaylı tamponları da şart koşmuştu. Zira 1970-80 yıllarında tüm Amerikan arabalarının o ağır krom ön ve arka tamponları amortisörler ile şasiye bağlanmışlardı.
Tekerleklerde alaşımlı hafif jantları görüyoruz. Bunlar on sene sonrasının orijinal Mercedes jantları. Sis farları ise tabii ki ralli aksesuarı donatımı. Arka görünüşte ise tampon ve üst sağ sol tampon parçalarının eksikliğinden başka bir değişim yok.
İçine baktığımızda ilk göze çarpan roll-barlar. Ön koltuklar arkasında, araba devrildiğinde tavanın çökmesini önleyerek sürücünün güvenliğini sağlayan madeni borular (tabii ki bu araba devrilebilir ise!). Yine fotoğraflarla bilhassa göstermek istediğim, modifikasyon geçirmiş (veya komple değiştirilmiş) vites kutusu ve kolu. Bu cılız krom çubuk, maalesef Coupé ve Cabriolet modelinde orijinal. Bu şık iç tasarıma hiç yakışmamış bir vites kolu. Yerden vites kolu, direkt şanzımana indiğinden, vites değişimlerini çok kısa ve son derece rahat bir kullanıma getiriyor. Rallilerde de bu çok avantajlı, hatta olmazsa olmazlardan. Yol tutuş anındaki etaplar arası ralli mesafe göstergesi co-pilot önüne monte edilmiş. Ralli arabalarında bir elektrik kontağının sebep olacağı yangını önleyecek “tüm elektriği kesebilen” ana sigorta şalteri de, anten deliğine, anten iptal edilerek monte edilmiş. Dördüncü sayfada alt yazısız gördüğünüz, karoser (sağda) ve şasi, renk vs. kod no.larını bildirir plaketler ise motor kaputu açıldığında, radyatörün hemen önündeki radyatör bağlantısı sacının üzerine monte edilmiş.
Mercedes-Benz karoserlerinin taban sacları, çürümelere karşı ziftli özel bir kaplamayla üretimden çıkmakta, motor altındaki sac panel ise motoru ve karteri alt darbelerden koruduğu gibi, herhangi bir bağlantı elemanının gevşeme, düşme sebebiyle kaybolmasına da engel olmaktadır.
Sayın Ahmet Öngün, arabasının Afrika ve Avrupa’daki başarılarının, uzun soluklu Peking-Paris ve Monte Carlo Classic rallilerinde de devam ettiğini, emelinin Güney Amerika ve Uzakdoğu rallilerine de bu 1964 Mercedes-Benz 220 SE b ile katılmak olduğunu belirtiyor. Biz de kendisine gelecekteki rallilerde bol ödüller diliyoruz.