08 Eylül 2010 04.58
ANASAYFA
HABER
ETKİNLİKLER
MÜZELER
MÜZAYEDE
ROPÖRTAJ
RESTORASYON
KULÜPLER
YARIŞ
DÜNYA
1987 BMW E30 M3
0   
Sadece 18.000 adet üretilmesi ve “gelmiş geçmiş en fazla yarış kazanan otomobil” unvanını elinde bulundurması, ne derece değerli bir otomobil olduğunun göstergeleri.

Sadece 18.000 adet üretilmesi ve “gelmiş geçmiş en fazla yarış kazanan otomobil” unvanını elinde bulundurması, ne derece değerli bir otomobil olduğunun göstergeleri.

Performans: BMW denince kuşkusuz akla gelen ilk olgu. Kurulduğu ilk günlerden itibaren en düşük hacimli motorundan en safkan sporcularına kadar her modelinde, segmentinin her zaman en performanslı, en sportif ve en yüksek sürüş keyifli otomobillerini üretmeyi ilke edinmiş bir marka.
Günümüz otomobillerindeki teknolojik gelişimler ve iyileştirmeler pek çok markada saf sürüş zevkini olumsuz yönde etkilemiş olsa da, BMW bu konuda hala hiçbir taviz vermeyen ender markalardan biridir. Bir diğer deyişle, yıllardır kullandığı, “The Ultimate Driving Machine” yani, “Mükemmel Sürüş Makinesi” sloganının arkasında durmuştur.
BMW’nin her ne kadar bütün ürün gamı sportif bir altyapı üzerine kurulmuş olsa da, içlerinde bir seri her zaman sportifliğin, performansın ve en yüksek sürüş keyfinin temsili olmuştur: BMW M serisi otomobilleri.
Sundukları olağanüstü performansları ve süratlerini, kusursuz yol tutuş ve denge özellikleri ile harmanlayarak daima Alman spor otomobil mühendisliğinin en mükemmel temsilcileri olmuşlardır.

Yarış otomobilinden sokak otomobili

1972 Mayıs ayında BMW firmasının bünyesinde kurulan BMW M (Motorsport) GmbH’nin asıl kuruluş amacı, zamanının yarış serilerine, BMW yarış otomobilleri geliştirmek ve hazırlamaktı. İlk kurulduğunda sadece 8 personeli ile yarış otomobilleri tasarlayan ve hazırlayan bu küçük atölye, BMW’nin motorsporlarındaki pek çok başarısına imza atmaya başlayınca, BMW M GmbH, yarış otomobillerinden gelen tecrübesi ile BMW AG için sokak kullanımına uygun, seri üretim sportif karakterli araçlar da üretmeye başladı. Artan ilgi ve taleple, 1988’e gelindiğinde BMW M GmbH, sayısız motorsporu başarısına ve 400 kişilik bir personel sayısına ulaşmıştı.
İlk seri üretim BMW Motorsport otomobili M1’i sırasıyla, E12 M535i, E24 M6, E28 M5 ve tabii ki bu sayımızın konuğu olan E30 3 serisinin en üst modeli olan efsanevi E30 M3 takip etti.
E30 M3’ü diğer M otomobillerden ayıran birkaç sıra dışı özelliğini belirtmek lazım. Normalde otomobil firmalarının performans departmanları önce sokak için üretilen bir otomobili temel alarak yarışlara uygun şekilde geliştirir ve yarıştırır fakat E30 M3 ilk formunu yarış kurallarına ve gerekliliklerine göre almıştır ve alışılanın tersine, sokak otomobili, yarış otomobilinden yola çıkılarak ortaya çıkmıştır. Bunun sebebi ise, FIA’nın Alman DTM ve diğer Turing şampiyonalarında yarışacak her aracın homologe olması için yarış versiyonundan temel olarak fazla farklılık göstermemesi gereken, minimum 5.000 adet sokak versiyonuna sahip olmasını şart koşmuş olmasıdır.
BMW Motorsport hazırladıkları yarış otomobilini pistlere sokabilmek için bu şartlara uygun en sokak versiyonunu en hızlı şekilde hazırlamaya başlar ve E30 M3’ü üretir.
BMW, sokak versiyonunu istenilen standartlara uygun üreterek E30 M3’ü yarışlarda koşturmaya hak kazandı ve emeğinin de karşılığını aldı. BMW E30 M3 “gelmiş geçmiş en fazla yarış kazanan otomobil” unvanını bugüne kadar hala elinde tutmaktadır. Binlerce zaferinin arasından en önemlileri şunlardır:
1987 Dünya Turing Otomobili Şampiyonluğu, 1987 ve 1988 Avrupa Turing Şampiyonluğu, 1988 ve 1991 İngiltere Turing Şampiyonluğu, 1987, 1989, 1990 ve 1991 İtalya Superturismo Şampiyonluğu, 1987 ve 1989 DTM Şampiyonluğu, 1987 Avustralya Turing Şampiyonluğu, 1987, 1988, 1991, 1992 ve 1993 Guia Yarışı Birincilikleri, 1989, 1990, 1991 ve 1992 Nürburgring 24 Saat Yarışı Birincilikleri, 1987, 1988, 1990 ve 1992 Spa 24 Saat Yarışı Birincilikleri.
Sokak versiyonu tamamı ile yarış otomobili temel alınarak üretildiği için, aracın bütün tasarımı, donanımı ve iyileştirmeleri, estetik ya da görsellik değil, tamamı ile fonksiyonellik ön planda tutularak uygulanmıştır. Örneğin, aracın ön ve arka çamurlukları DTM yarışlarında kullanılan 10 x 18 ebatlarındaki geniş jant ve lastik setinin sığması için genişletilmiştir. Aynı şekilde aracın C sütunu aerodinamik katkı için normal E30 3 serisinden farklı olarak daha yatay bir açıda inmekte ve arka bagaj kapağı yükseltilerek ve kanat eklenerek bu aerodinamik etki daha da kuvvetlendirilmiştir. Bugüne kadar hiçbir otomobilin baz versiyonu, spor versiyonu için bu kadar büyük bir değişime uğramamıştır.
Dış tasarımında baz aldığı standart 3 serisi ile sadece kaputunun ortak olarak kullanıldığını hatırlatırsak sanırım bu aracın yarış versiyonuna ne kadar yakın olduğunu ve normal 3 serisinden ne kadar uzak olduğunu bir kez daha anlamış olacaksınız.
E30 M3’ün S14 kodlu 2.3L hacim ve 200 HP / 145 kW güce sahip efsanevi motoru, altyapısını ilk üretilen süper spor M1’in M88 kodlu sıralı–6 motorundan aldığı için yüksek devir çevirebilen, dayanıklı ve hafif bir yapıya ve aynı zamanda çevik ve esnek bir karaktere sahiptir. Şanzımanı da aynı şekilde yarış otomobili esas alınarak tasarlandığı için ters 1 dizilime sahiptir. Sebebi ise, yüksek süratli Avrupa pistlerinde pilotlar ağırlıklı olarak 4. ve 5. vitesi kullandıkları için bu iki vitesin daha seri kullanımı için aynı kanalda konumlandırılmış olmalarıdır. Otomobilin bunun gibi motorsporları köklerini hatırlatan detaylara sahip olması aracın bu kadar talep görmesinde ve bugünkü “otomobil ikonu” konumuna ulaşmasında, kuşkusuz en fazla paya sahip olan etkendir.

E30 M3’ün temel olarak 4 versiyonu vardır. Bunlar; M3, M3 Evo I, M3 Evo II ve M3 Sport Evo’dur. Bunların haricinde M3 Evo II’nin kendi içinde; Cecetto, Ravaglia ve Europa Meister gibi sınırlı adet üretilmiş özel versiyonları da bulunmaktadır. Evo I ve Evo II modelleri aynı 2.3L hacimli motorun biraz daha güçlü (215 HP) versiyonuna sahipken, asıl fark M3 Sport Evo versiyona aitti. Hacim 2.5L’ye ve gücü 238 BG’ye ulaştırılmış ve aerodinamik iyileştirmeler için aracın ön tamponunda ve arka kanadında ayarlanabilir flaplara sahipti. Bütün versiyonlar ile birlikte E30 M3 toplam 18.000 adet üretilmiştir. Günümüzdeki M otomobillerinin yüz binlerce adet üretildiğini düşünürsek bu aracın ne kadar özel ve kıymetli olduğunu bir kez daha anlayabiliyoruz.

Posterle gelen otomobil

Gelelim sayfalarımızda konuk ettiğimiz aracımıza ve sahibi Can Eyilik’e.
Can Eyilik, 27 yaşında ve mesleği iç mimarlık. Kendisi için “çok sağlam bir BMW tutkunu ve hatta fanatiği” desek sanırız yanılmış olmayız. 1999’da ehliyetini aldığı ilk günden itibaren sürekli BMW marka otomobilleri tercih eden Can Bey’in kullandığı araçlardan bazıları 1994 E36 318is, 1998 E39 520i, 2004 E46 320d ve son olarak E85 Z4 3.0i olmuş.
Eyilik’in E30 M3’e olan aşkı çok eskilere dayanıyor. Henüz 7-8 yaşlarında iken yurtdışından gelen bir akrabasının hediye ettiği E30 M3 posterini ilk gördüğü anda vurulmuş ve hatta gecelerce uykularına girmiş otomobil. Bütün çocukluğu boyunca bu arabanın hayali ve özlemi ile tutuşan Can Bey, ehliyet alma yaşına geldiğinde, maalesef, bu aracın üretimi durmuş ve piyasadaki örnekleri de birer birer ortadan kaybolmaya başlamış. Hayallerindeki otomobil E30 M3’ü almaya adeta ant içmiş olan Can Bey, yıllarca pek çok farklı BMW’ye binmesine rağmen her zaman temiz ve iyi durumda bir M3 aramış durmuş.
Derken şans, 2007 Nisan ayında yüzüne gülmüş ve hayallerini kurduğu otomobile sıkı bir pazarlığın ardından kavuşmuş: 1987 model, Henna kırmızı bir E30 M3. Aracın narçiçeği rengini çağrıştıran, turuncu ile kırmızı arası rengi, E30 M3’ün sadece ilk üretim yılının yarısında kullanılmış bir renk. Bu da en az sayıda üretilmiş renk olduğunu belirterek bu araca ayrı bir değer katıyor.
Araç genel olarak temiz sayılabilecek bir durumda alınmış fakat tabii ki her klasik otomobil gibi biraz ilgi ve maliyet istiyormuş. Aracı satan kişiye fazlasıyla güvendiği için otomobili çok fazla incelemeden alan Can Bey, maalesef bu hatasının bedelini kısa süre sonra anlamış. Aracın teker içlerindeki pasları, yağ değişimleri gibi küçük toparlamaları yapılırken, aracın motoru, Eyilik otomobili ile henüz 500 km bile yapamadan yatak sarmış ve Can Bey’in deyimi ile “kara delik” restorasyon aşaması başlamış.
Aracın eski sahibinin tavsiyesi üzerine gittiği servisin yapılacak işlemlere fahiş bir fiyat istemesi üzerine aracını deneyimli usta, Savaş Paşaoğlu’nun Maslak Oto Sanayi’deki Paşaoğlu Servisi’ne emanet etmiş. Burada ilk önce E30 kasaların hastalığı olan teker içi ve bagaj içi çürüklerine müdahale edilerek tamirleri yapılmış. Bu esnada yaşı gereği rengi solmuş ya da yıpranmış bütün motor içi ve yürüyen aksam üzerindeki parçalar değiştirilmeye başlanmış. Daha sonra en acil ve can alıcı bölüm olan motorla ilgilenilmeye başlanmış. İlk olarak Savaş Usta bir hasar tespiti yapmış ve değişmesi gereken parçaların bir listesi çıkarılmış ve Can Bey de onayladıktan sonra siparişleri verilmiş. Parçaların büyük bir bölümü fiyatları daha uygun olduğu için ABD’den sipariş edilmiş. E30 M3 parçaları her klasik araçta olduğu gibi maalesef bulunması ve getirilmesi bir hayli zor olduğu için bu bekleme esnasında aracın diğer işlemlerine başlanmış.
İlk olarak motoru söküldükten sonra meydana çıkan kaput içi çürükler ve paslı bölgeler temizlenerek boyatılmış. Daha sonra motorun üzerinden çıkan her türlü vida, cıvata, somun ve diğer tüm metal aksamlar galvanizlenmeye yollanmış. Can Bey’e göre bu işlem her klasik otomobil için şart bir işlem. Galvanizleme tekniği, hem parçaların ilk günkü kadar temiz olmasını sağlıyor, hem de ömrünü uzatıyor.
Ve işlemler başladıktan yaklaşık 3 ay sonra motorun toplanması için gerekli olan parçaların pek çoğu gelmiş. Can Bey’in aracı toplarken en önem verdiği nokta, tamamen orijinaline sadık kalınması olmuş. Bu yüzden sipariş edilen parçaların tamamı orijinal BMW üretimi parçalar. Sadece piston ve piston kollarını tekrar böyle bir motor problemi yaşamamak için CP marka Forged malzeme almış.
Parçalar da geldikten sonra Savaş Usta, ustalığını konuşturmaya başlamış. Önce motor bloğu rektifiye edilmiş ve bloğun dışı orijinal fabrika rengine uygun olarak siyaha boyanmış. Pistonlar ve kollar takıldıktan sonra, galvanizli parçalar motora yerleştirilmeye başlanmış ve son olarak kumlatılıp yeniden boyatılan motor kapakları da takıldıktan sonra S14 motor hayata geri dönmüş.
Motor işleri bittikten sonra aracın çok sağlıklı durumda olmayan bütün elektrik tesisatı bakımdan geçmiş ve kablolarının pek çoğu tamir edilmiş ya da yenilenmiş. Ardından aracın içindeki direksiyon, el freni ve vites topuzu gibi deri aksamları ile kemer tokaları, düğmeler paspaslar gibi pek çok aksamı da yenilenmiş.

Bütün bu işlemler yapıldıktan sonra Savaş Usta, Can Bey’e aracını teslim etmiş ve Eyilik yaklaşık 6 ay süren uğraşının ardından hayallerindeki otomobile sonunda kavuşmuş.
Fakat tabii ki her klasik otomobil sahibi gibi Can Bey’in de aracı için ileriye dönük yepyeni planları var. Birkaç ay içerisinde aracını E30 M3’ün en yüksek versiyonu olan “Sport Evo” versiyona çevirmeyi planlıyor. Bu değişim, yeni ön-arka kanatlar, özel Sport Evo yarış koltukları, pist için uygun süspansiyon sistemi ve küçük motor modifikasyonlarını da içeriyor. Konuk aracımıza bakarak, yeni yapılacak işlemlerin de aynı titizlikte olacağına dair hiçbir şüphe duymadığımızı söyleyebiliriz.