“Sanat olmasaydı, doğa olmasaydı, katlanılmazdı Bodrum’a” diyor, Bodrum’un sanat yaşamının en etkin isimlerinden
Zerrin Ulusman. “1965 Ford Mustang Convertible ile Bodrum’u turlamak ise başka bir keyif” diye ekliyor.
Bodrum, tatil; eğlence ve dinlence merkezi olduğu kadar, sanat, sanatçı merkezi de. Buradaki “sanat” ve “sanatçı”, popüler / magazinsel sanat ve sanatçı değil de, plastik sanatlar ve plastik sanatçıları (ressam, heykelci, seramikçi, vb) ile yazar ve şairleri ifade ediyor. Bodrum, özellikle son 10 yılda, sanatçıların yaşam ve üretim merkezi olma yolunda bir ivme kazanır iken, sanat galerileri, sergiler, müzayedeler ve en önemlisi “art hotel” temalı oteli ile, sanat alanında endüstri oluşturan bir merkez haline de geldi.
Bodrum’da yaşam süren ve sanat üretimi gerçekleştiren sanatçı ve kişi sayısı, 200’e yakın. Bu bilgiyi, Bodrum’un sanat yaşamında en etkin isimlerden biri olan Zerrin Ulusman veriyor bize. Ulusman, Bodrum’da 10. yılını yaşayan, bu süreçte 100’ü aşkın sanat organizasyonuna imza atan bir sanat organizatörü /sergi yapımcısı.(“Küratör” denmesinden hoşlanmıyor Ulusman.) Bodrum’un sanat yaşamındaki son 10 yıldaki gelişime tanık olduğu gibi, bu gelişimin baş aktörlerinden de biri. Bir klasik otomobil sever de olan ve objektiflerimize, dünyada sayılı, Türkiye’de tek olan “art hotel” temalı, Torba’daki Casa Dell’Arte Otel’in sahibi, yakın dostları, sanat koleksiyoneri ve de klasik otomobil koleksiyoneri Yunus & Fatoş Büyükkuşoğlu çiftinin koleksiyonundan 1965 Ford Mustang Convertible ile yansır iken Zerrin Ulusman’a ilk sorumuz, “Sanatçılar neden Bodrum’u tercih ediyorlar?” oldu: “Bunu, Bodrum Yarımadası’nın büyüsüne bağlıyorum ben. Bu büyüyü, tarih, doğa, ışık, özgürlük, huzur, vb oluşturuyor. Fakat en çok da tarih. Bodrum’un her köşesinden tarih fışkırıyor. Tabii, dışarıdan bakanlar, hızla artan yapılaşma nedeni ile anlayamıyor bunu fakat Bodrum ile iç içe olunca, bu farkındalığı yaşıyorsunuz. Ressamı, heykelcisi, seramikçisi, fotoğrafçısı, yazarı ve şairi ile, Bodrum’da yaşam süren ve üretim gerçekleştiren 200’e yakın sanatçı ve kişi, bu tarihe geliyor öncelikle. Fakat tabii her sanatçının en çok etkilendiği şey, farklı olabiliyor. Örneğin, ressam Orhan Taylan, ışığını çok seviyor Bodrum’un, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz büyük şair ve ressam İlhan Berk ise, ‘Doğası müthiş’ derdi, ressam Volkan Coşkun ise Bodrum’un sakin yaşam tarzını sevdiğini belirtir, gerekli olmadıkça da Bodrum dışına çıkmaz. Bütün sanatçılara, ‘Neden Bodrum?’ sorusunu sordum, en ortak cevap ise, ‘kent kaosundan uzak, sakin ve özgür ortam, doğa ile iç içe yaşamın hazzı, eserlerimize yansıyor, işte bu yüzden Bodrum’ cevabını aldım”.
Bodrum, dünyaca ünlü bir “sanat kenti” olma çabasının ilk atılımını, geçtiğimiz yıl gerçekleştirdi. Sanat eseri ve klasik otomobil koleksiyoneri olan Yunus & Fatoş Büyükkuşoğlu çifti ve kızları Ahu Büyükkuşoğlu, dünyada sayılı, Türkiye’de ilk ve tek olan “art hotel” temalı bir oteli, Torba’da Casa Dell’Arte adı altında açtı. Mimarisi ile bir sanat eseri olan otel, Türk çağdaş sanatçılarının tablolarını, heykellerini duvarlarında, bahçesinde sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Zerrin Ulusman, “Bu otel, Bodrum’u dünyaca ünlü sanat koleksiyonerlerinin dikkatine sundu. Jet set’ten ünlü isimler, oteli ziyaret edip, Türk ressamların eserleri ile tanışıyorlar. En son Rolex’in CEO’su Michael Stevens gelmişti eserleri incelemeye. Büyükkuşoğlu Ailesi, otelin yanında bir de ‘sanat köyü’ kurdu ve genç sanatçıları ağırlıyor ve de genç sanatçılara eserlerini satış olanağı sunuyor” diyor. Ulusman, yıllardır düşlediği projenin Büyükkuşoğlu Ailesi tarafından gerçekleştirilmiş olmasından Bodrum adına büyük memnunluk duyduğunu ifade ediyor.
Ulusman, Bodrum’daki diğer otellerin de, sanata ağırlık vermeye başladığını, sergilere mekan ve lojistik olanaklar sağladığını belirtir iken, otellerin kendi mimari ve dekorasyon yapıları ile de sanatsallaşma yoluna gittiğini, duvarları artık, sanat eseri niteliği taşıyan tabloların süslediğini söylüyor.
Bodrum’da her geçen gün sanat galerisi sayısı artış gösterir iken, açılan sergi sayısı da buna paralel artıyor ve hatta, sergi mekanı bulamama sorunu yaşanıyor. Özellikle yaz mevsiminde, İstanbullu / Ankaralı sanatçılar, Bodrum’da sergi açma yarışına giriyor.
Türkiye’de ilk kez yapılan yaz müzayedesine de Bodrum ev sahipliği yapmıştı. Büyük şehirlerde ilkbaharda ve sonbaharda yapılan sanat müzayedelerinin yaz mevsiminde de yapılması düşünülmüş, bunun için Bodrum tercih edilmişti ve müzayededen olumlu sonuç alınmıştı.
Bodrum’a İstanbul’dan giden, İstanbul’da sanat ile iç içe bir yaşam süren ve hatta bir dönem ressamlık teşebbüsü de olan fakat mükemmeliyetçi tarafının “Sen ressam olamazsın, resim yapan olarak kalırsın, tuval ile başa baş resim yapmak senin işin değil” demesi sonucu bundan vazgeçen Ulusman, Bodrum’a geldikten sonra, ilçenin ilk ve tek özel resim galerisi olan Merve Sanat Galerisi’nin yöneticiliğini üstlenmiş. Bu görevi sırasında,
Bodrum’da yaşayan bütün ressamları araştırmaya başlamış, onlarla tanışmış ve görmüş ki, potansiyel büyük ve Bodrum aslında bir sanat beldesi. “Bodrum’u medyadan ‘tüketen Bodrum’ olarak bilirdim, oysa sanat üreticisi bir Bodrum buldum” diyen Ulusman, çalışmalarına yoğunluk vermiş.
“Geriye baktığımda, o zamanlar Bodrum’da küçük çaplı sergiler yapılırdı ve bu sergilerin mekanı da, barlar ve restoranlar olurdu. Merve Sanat Galerisi o zamanlar ilk ve tek özel sanat galerisiydi Bodrum’un. 2005’te Milta Bodrum Marina’da açık alanda gerçekleştirdiğim, farklı disiplinlerden büyük sanatçıların katıldığı ‘MarinArt’ ile resim ve bir nebze de heykelin dışına çıktı sanat Bodrum’da zamanla. Performans, enstalasyon, workshop, videoart, bodyart gibi çağdaş sanat etkinlikleri düzenlenmeye başladı. Çok özel projeler gerçekleştirildi. Örneğin, ‘Denizi Pişirdik’ grubu deniz altında seramik sergisi ile başlayan etkinliklerine Bodrum’un coğrafi yapısını da baz alarak, yarımadayı kapsayan ‘Ceracarnassos’ organizasyonu ve ‘Denizi Cazladık’ projesini gerçekleştirerek devam etti. Deniz, güneş, kum ve de eğlence Bodrum’unu, ilk zamanlar, birileri ‘Don Kişot’luk yapıyorsun’ dese de, sanat Bodrum’una dönüştürmek için yola koyuldum. İlk sergi organizasyonumu Bodrum’a gelişimin 2. yılında yaptım ve 8 yılda toplam 100’ü aşan sanat organizasyonu gerçekleştirdim. Benim için en önemlileri; ‘MarinArt’ Bodrum Kalesi’nde 2004’te gerçekleştirdiğim ‘Ustalar Bodrum’da’ sergisi ve İlhan Berk sergileridir. 28 Ağustos’ta kaybettiğimiz, yeri doldurulamayacak şair ve aynı zamanda iyi bir ressam olan İlhan Berk’in resimleri ile ilgili olarak sanat danışmanlığını yapmam ve ‘Artİstanbul 2004’, AKM ve Çırağan Sarayı’nda eserlerini sergilemek en büyük onur ve gurur oldu hayatımda. ‘MarinArt’, bir açık hava çağdaş sanat etkinliği olmuştu. Türkiye’nin ünlü sanatçıları katılmıştı. Bu organizasyon, Bodrum sanat ortamı için bir milat olmuştu diyebilirim. Sponsorları Bodrum’daki sanat organizasyonları için çok zor ikna ettim” diyor Ulusman.
Zerrin Ulusman, hareketlenen Bodrum sanat ortamında, BodrumArt’ın (Bodrum Sanat Derneği) kurucuları arasında yer almış ve Bodrum’un ilk plastik sanatlar derneği olan bu derneğin 2 yıl başkanlığını yapmış. Bu derneğin ilk etkinliği olan “Suça İştirak” güncel sanat buluşması ile, Bodrum’da ilk defa çağdaş sanatın kavramsal boyutu ile irdelenmesinin gündeme getirilmesini koordine etmiş.
Bodrum’da şu anda düzenlenen “Bale Festivali”, Gümüşlük ve Turgutreis beldelerinin klasik müzik festivalleri gibi etkinliklerin ilçenin sanat yaşamını geliştirdiğini ifade eden Ulusman, sıranın uluslararası sanat etkinliklerine geldiğini belirtiyor ve Bodrum’un uluslararası çapta bir sanat fuarına ihtiyacı olduğunu söylüyor.
Bodrum’a yerleşen yabancıların, Bodrum sanat ortamına kayıtsız kalmadıklarını ve bir şekilde Türk sanatçıların eserlerini yurtdışına taşıdıklarını belirten Ulusman, Türkiye sanat ile yurtdışına açılacaksa eğer, bu çalışmanın ilk adresinin Bodrum olması gerektiğini ifade ediyor.
Bodrum tarihi, doğası, özgür ortamı, sakinliği ile ne kadar güzel olsa da, Zerrin Ulusman, Bernard Shaw’ın, “Sanat olmasaydı, gerçeğin kabalığı katlanılmaz kılardı dünyayı” sözüne uyarlama yaparak, “Sanat olmasaydı, doğa olmasaydı, katlanılmazdı Bodrum’a” diyor.