08 Eylül 2010 05.09
ANASAYFA
HABER
ETKİNLİKLER
MÜZELER
MÜZAYEDE
ROPÖRTAJ
RESTORASYON
KULÜPLER
YARIŞ
DÜNYA
Dede ve torun!
09.04.2009   
İkisi de BMW ailesinden. “Dede” 1954 model sepetli R51/3, “torun” 1998 model R1200C. “Müzelik” “dede”ye hürmet sonsuz, “torun” ise henüz hikâye biriktirme çağında!..

BMW 1954 R51/3 & 1998 R1200C

Klasik otomobil ve klasik motosiklet dünyasında olanlar, Ayhan Geveli’yi tanırlar. İç mimar ve endüstri ürünleri tasarımcısı olan Ayhan Geveli, Klasik Otomobil Kulübü üyesidir ve de daha da önemlisi, “klasik motosiklet” konusunda, “guru” derecesinde uzman bir kişiliktir. Kendine ait ve de Ural Ataman Klasik Otomobil Müzesi’nde sergilediği pek çok klasik motosiklet sahibi olan Geveli’nin portföyünde, restorasyon görmeyi bekleyen “hurda” motosikletler ile “yeni model” (tabii mutlaka ‘klasik’ çizgiler taşıyan) motosikletler de bulunmakta.

“Uzman olmuştum uzman”!

Ayhan Geveli’yi, fotoğraflarda üzerinde gördüğünüz BMW sepetli R51/3 motosiklet, çok özel bir motosiklet olduğu gibi, Geveli için de ayrıca önem taşıyan bir motosiklet. Geveli’nin motosiklet ile tanışması, bu marka bu model motosiklet ile olmuş; babasının 1954 model BMW sepetli R51/3 motosikleti var imiş. Ayhan Geveli’nin, Klasik Otomobil Kulübü üyesi olduktan sonra klasik motosikletlere ilgisi artmış ve 1992’de bir klasik motosiklet sahibi olmak istemiş ve ilk düşündüğü motosiklet, hatıralardaki bu motosiklet olmuş. Sormuş soruşturmuş, “Kartal’da Egzozcu Ali Usta var, ona git!” denmiş. Egzozcu Ali Usta, Geveli’ye, Konya’dan getirilmiş bir İngiliz Matchless 650 cc motosiklet satmış ve Geveli’nin motosiklet macerası başlamış. Şöyle anlatıyor Geveli: “… Motosikleti binilecek hale getirdim, kullanmaya başladım fakat motor çok sesli, bütün mahalleyi ayağa kaldırıyor! Ali Usta’ya yeni egzozlar yaptırıyorum fakat bir türlü sesi kesemiyorum. Motosikletimden memnunum yine de fakat aklımda hep, babamın motosikleti var…”
Aradan 2 yıl geçmiş. Akademi’den ressam bir arkadaşının BMW’si var imiş, baş edemediği için satıyormuş, görmeye gidiyor ve o da ne, bir R51/3. Mutluluktan uçmuş! Ressam arkadaşı, restorasyonu bir yere kadar getirmiş, “fena değilmiş” motosiklet ve hemen satın almış Geveli.
“… Sakinleştim ve hemen motosiklet üzerine çalışmaya başladım. BMW motosikletleri ile ilgili tüm kitapları topladım, tamir kitapları, model kitapları, teknik bilgi kitapları, hepsini okudum. Ayrıca, motosikletin tarihi, sosyal yaşam içindeki yeri, Türkiye’deki satış profili, hangi ilde daha çok satılmış, bu işin kompetanı kim, neden artık BMW klasik motosiklet göremiyoruz piyasada falan. Kısacası, 1 yıl BMW motosikletleri üzerine ihtisas yaptım. ‘Bomba’ gibi hissediyordum kendimi! Yıllara, modellere göre BMW motosikletlerini yalayıp yutmuştum! En ufak bir vidayı tanıyordum! Uzman olmuştum uzman!..”

“Elimde olsa yatağa da sokacağım”!

Teorik bilgiler ile donanan Ayhan Geveli, restorasyona geçmek için usta arayışına başlamış. Kulak misafiri olarak edindiği bir bilgi sonucu, BMW’den anlayan bir usta, hem de SAT komandosu emekli Albay bir usta, Murat Albay’ı buluyor. Hiç vakit kaybetmeden iletişime geçiyor, tanışıyor; “Tam istediğim biri. İşi çözmüş, gözü kapalı motosikleti söküp takıyor. Tapıyorum Albay’a! İsmini koyuyorum; ‘Motosikletin Gurusu’. Hemen kanka oluyoruz ve işe başlıyoruz…” diyor.
Albay, teknik, mekanik, elektrik olarak “harika işler” çıkarmış, iç mimar ve endüstri tasarımcısı olarak da Ayhan Geveli estetikten sorumlu olmuş. Sonuç, muhteşem! “Binince, inmek istemedim, elimde olsa yatağa da sokacağım!” diyor.
Ayhan Geveli, hayalinin yarısını gerçekleştiriyor ve bu aşamada motosikleti, babasına gösteriyor. “… 60 yaşında idi babam o zaman. Hüzünlendi, gözleri doldu motosikleti görünce. Bir tur attı ve şöyle dedi: ‘Vay anasını! Tıpkı o zamanki gibi, hiçbir şey değişmemiş!’. Ve tabii başladı motosikleti ile olan anılarını tekrar anlatmaya…”
Sıra geliyor, motosikletin diğer yarısına. “… Nereden bulacağım diye düşünüyorum. Artık iyi kötü piyasaya girmişim, neredeyse Türkiye’nin klasik motosiklet piyasasının nabzını tutuyorum, her yere haber saldım ‘Steib sepet arıyorum’ diye. Bu işin raconu; Steib sepet, BMW’ye çok yakışıyor, mutlaka bulmam lazım! Avrupa’nın en iyi side-car üreticisi. Üstelik motosikletimin şanzımanı sepete çok müsait. Ve nihayet, çok yaşlı bir motosikletçi olan bir ustanın deposunda kondisyonu çok iyi olan bir sepet olduğunu öğrendim. Hemen gittim ve sepeti kamyonete yükleyip, atölyeye getirdim. Kaporta, boya işlemleri derken, ilk günkü gibi oldu sepet ve hemen motosiklete taktım. Çocuklar gibiyim tabii!..”
Ayhan Geveli, motosikletini sepetli hali ile ilk kez, klasik otomobiller konusunda uzman bir isim olan, arkadaşı Saydun Gökşin ile test ediyor. Test yeri, Sanayi. “… Ben side-car’a bindim, Saydun motosikleti kullanıyor. Çıktık yola. Her şey yolunda; uçuyorum! Hayaller kuruyorum, ‘Ne seyahatlere çıkacağım’ diye. Fakat 15 dakika sonra, sağa dönüşlü hafif bir virajda, motosiklet ile side-car birbirinden ayrılmaz mı! Tıpkı Laurel-Hardy’li komedi filmlerindeki gibi! Saydun’un dengesi bozuldu, motosiklet ile side-car arasına koyduğu ayağı kırıldı, 3 adet platin çivi takıldı…”
Bu kötü test sürüşünden sonra Ayhan Geveli, motosikleti “cezalandırmış”! Uzun süreliğine müzeye kaldırmış! “… Motorun suçu yok tabii. Suç bizde. Motosikletin dördüncü bağlantısını takmamışız. Tabii her şey kitaplardan öğrenilemiyor. Kötü bir ders oldu fakat eğitim eğitimdir…”
Ayhan Geveli bir klasik motosiklet tutkunu fakat 1954 model BMW sepetli R51/3 onun için başka. Bunu sık sık tekrarlıyor, “Bu motosiklet ile bir hayalimi gerçekleştirdim. Aslında, BMW markası çok önemli benim için. Diğer markalar bir yana, BMW bir yana” diyor. Ayhan Geveli, şimdi de bir BMW motosiklet kullanıyor, bir “torun” bu; 1998 model R1200C. BMW, 1995’te üretimini durdurduğu bu motosikleti, “klasik” olarak 1997’de tekrar piyasaya sunmuştu. “Benim için bu motosiklet, doğuştan klasik” diyen Geveli, 1 yıl sonra bu motosikletin, “dede” 1954 model R51/3’ün yanında, Ural Ataman Klasik Otomobil Müzesi’nde yerini alacağını söylüyor ve ekliyor: “O da yeni nesle hikâyelerini anlatacak”.