Önce ’64 S-type, sonra ’51 Mark VII, son olarak da ’62 MK II. Restoratör ve yarışçı olarak Türkiye otomobil dünyasının duayen isimlerinden Demir Berberoğlu’nun Jaguar aşkı, ihtiras boyutunda ve diyor ki: “Jaguar’ın yoksa her gün üzülürsün ancak, bir aldığın gün, bir de sattığın gün sevinirsin”!
Zor bir yazı olacak! Çünkü, bir tarafta özel bir klasik otomobil, bir tarafta otomobil dünyasından duayen bir isim var! Öyle ki, 1962 Jaguar MK II de, Demir Berberoğlu da, Sayın Editör’ün, her haber için geçerli, “şu kadar satırlık bir yazıdan fazla olmasın” talimatını acayip zorluyorlar! Ve üstelik, bu haberin satırlarını adalet terazisinde öyle net tartmalıyım ki, ne Jaguar, Berberoğlu’nun gölgesinde, ne de Berberoğlu, Jaguar’ın gölgesinde kalsın!
‘62 Jaguar MK II ile Berberoğlu aracılığı ile tanıştığımız için, Demir Bey’den başlayalım. Otomobil dünyasında duayen bir isim olduğunu bildiğimiz Berberoğlu ile bizzat tanışıklığımız Eskişehir’de oldu. Kendisi ile, sabah erken bir saatte, Eskişehir’in oto sanayisinde, Jaguar’ının bulunduğu bir oto tamirhanesinde tanıştık. O sabah çay yudumlayarak başlayan, akşam, Ankara yolculuğumuz öncesi bir çi börekçide (çiğ börek değil!) son bulan gün içi sohbetimizde, otomobil dünyasını öğrendik Demir Bey’in.
Otomobili, “insanlığın en önemli icatlarından biri” olarak niteleyen Demir Bey, “… Arabanın icadı ile özgürleşmiştir insanoğlu…” diyor. “… Erkekler, büyümeyen çocuklardır, her yaşta oyuncak isterler. Erkeklerin oyuncağı da, otomobillerdir, ben 55 yaşındayım, otomobiller hala oyuncaklarım...” diyen Demir Bey, Berberoğlu Ailesi’nde, “hastalık” derecesinde bir otomobil tutkusu olduğunu söylüyor. Gerçekten de, Demir Bey’in kardeşi Dr. Metin Berberoğlu (bir önceki sayımızda muhteşem Anadol STC-16’sı ile sayfalarımızdaydı), amca oğlu Durgut Berberoğlu (başarılı bir rallicidir), oğlu Ateş Berberoğlu (rallicidir, şimdilik co-pilottur), akraba Dr. Uğur Berberoğlu (bir önceki sayımızda Willys’i ile sayfalarımızdaydı), hepsi, otomobil ile iç içe yaşamlara sahipler.
Demir Berberoğlu, otomobil zevkinin, zamanla rafine bir hal aldığını, zamanla daha istisnai otomobiller arayışı içerisine girdiğini, yansımasının da daha çok yarış çılık ve restorasyon olarak ortaya çıktığını söylüyor. Demir Bey, şampiyonluklara imza atmış, rakiplerine toz yutturan bir pilot! Ve, bir otomobile yeniden hayat sunan bir “restorasyon profesörü”!
İhtiraslı aşkın serüveni
Bir dönem DYP’den Eskişehir Milletvekili olarak TBMM’de bulunup siyaset yapan Demir Berberoğlu’nun Jaguar markasına ilgisi ise, ihtiraslı aşk boyutunda! ‘60’lı yıllarda Galatasaray Lisesi’nde okurken başlamış Jaguar aşkı. Fransız hocalardan birinin Jaguar’ı, çoğu öğrenci gibi genç Demir’i de mest etmiş! İçine işlemiş, “Bir gün Jaguar alacağım” diye. Aradan yıllar geçip 1977’ye gelindiğinde, bir gün İstanbul’da Sanayi’de turlarken, bir Jaguar görmüş ve ilk soru olarak, “Satar mısınız?” demiş, “Olabilir” cevabını alınca da, satın almış Jaguar’ı. Dökük bir ‘64 Jaguar’mış. O dönemde, Türkiye’de Jaguar parçası bulmak imkansız tabii, bugünkü gibi ithalat olanağı da yok, hele restorasyon kavramı ile hiç tanışılmamış. Demir Bey, 3.8 S-type’i, Eskişehir’de tamirhaneye çekmiş, perişan Jaguar’ı adam etmek için start vermiş. “... Restorasyonda çıraklık dönemiydi. Bir şey bilmiyoruz. İlk iş, kitaplarını bulduk. Okuya okuya, deneye deneye, bir noktaya kadar yaptık otomobili fakat o kadar yorgun düştük ki, devam edemez hale geldik. İstanbul’dan Hasan İnsel, bende Jaguar olduğunu öğrenmiş, Eskişehir’e geldi, o dönem klasik otomobil ithalatı yok, getiremiyorsunuz, kavga-gürültü, otomobili aldı gitti. Çıraklığımız da sona erdi...” diyor Demir Bey. Yarışların bolca olduğu yıllar geçmiş. Akılda bir yerde (baş köşede!), tekrar bir Jaguar’a sahip olma düşüncesi hep var olmuş. Jaguar için söylenen, “Jaguar’ın olmadığı için her gün üzülürsün, bir aldığın gün, bir de sattığın gün sevinirsin” sözü, Demir Bey için de geçerli olmuş: “Sattık, kurtulduk diye seviniyoruz fakat alamadık diye üzülüyoruz”.
Otomobil camiasından bir isim olan Mustafa Akpınar, 2. kez Jaguar sahibi yapmış Demir Bey’i. 2 Jaguar sahibi olan Akpınar, bu 2 otomobilden 1 otomobil çıkarmaya çalışmış fakat ortaya çıkan otomobili beğenmemiş ve Demir Bey’e, “Sana vereyim” teklifinde bulunmuş. Akpınar’ın, “Arka bahçede naylonla örtülü, çocuklar üzerine çıkıp tavanını ezmişler” ifadeleri ile betimlediği otomobil, “Yolla!” talimatı sonucu Eskişehir’e geldiğinde Demir Bey, “Eyvah!” demiş. Orijinallik söz konusu olmadığı gibi, otomobilde ne farlar, ne kollar, ne silecekler, ne göstergeler, vb varmış. Sökülmüş otomobil. Parça arayışına girilmiş. ABD’den, İngiltere’den, Almanya’dan, dünyanın pek çok yerinden parçalar getirilmiş fakat, gelen parçalar bile hurdaymış, onlar da restorasyondan geçirilmiş. 1951 Jaguar Mark VII olan otomobili adam etmek için, otomobil camiasından çok kişi yardımcı olmuş Demir Bey’e. Örneğin, şu anda Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu Başkanı olan Mümtaz Tahincioğlu, İngiltere’de sadece Jaguar parçası satan bir firma ile iletişimini sağlamış. Toplanan bu otomobil ile Demir Bey, klasik otomobil rallilerine katılmış; küçük çaplı başarılar elde etmiş, 2003’te ise Türkiye Klasik Otomobil Ralli Şampiyonu olmuş. Sonrasında da, otomobil camiasından bir arkadaşa satılmış Jaguar. Berberoğlu, bu 2 Jaguar’ından ilkini daha sonra İstanbul’a görmüş, yürür konumda tutulması sevindirmiş onu fakat 2. Jaguar’ı bir daha hiç görmemiş.
‘51 Jaguar Mark VII tatmin etmemiş Demir Bey’i. “Bu araba da tam olmadı, yeni bir Jaguar alıp onu yapmalı” düşüncesi, 1999’da Demir Bey’i, işte bu sayfalarda bolca fotoğraflarını gördüğünüz 1962 Jaguar MK II’ye sahip etmiş onu. Bir ABD gezisinde satın aldığı bir dergiden gördüğü bir ilanı takiple, ithal edilmiş. Sonrasında da, aşırılaşmış bir ihtirasla yüzde 100 orijinal restorasyona geçilmiş. 3,5 yıl süren restorasyon sürecinde Demir Bey, isteklerini telefonla anlatamadığı için, 2 kez İngiltere’ye gidip gelmek zorunda kalmış. “Fazla söze gerek yok, restorasyon fotoğrafları her şeyi anlatıyor” diyor.
Restorasyon konsept işidir
Demir Berberoğlu, restorasyon ile “toplama”nın farklı şeyler olduğunu söylüyor. Restorasyonu araç sahibinin yönlendirdiğini, ustaların yaptığının ise, toplama olduğunu belirtiyor. “Restorasyonda bir konsept vardır. Konsept belirleyici kesinlikle araç sahibidir. Araç sahibi yönlendirir ustaları. Ustalar restorasyon bilmez. Tamirdir onların yaptıkları. Sahibi, aracı ile ilgili dünyada yayımlanmış dokümanları toplayıp -Jaguar sahipleri bu konuda avantajlı, çünkü çok yayın var-, buradaki bilgileri ustalara aktarmalı, yol göstermeli. İyi bir kaportacı iyi çekiç sallar da, o çekici nerelere eksik nerelere fazla vurduğunu araç sahibi anlamalı. Tabii bu durum, bilgi sahibi araç sahipleri için geçerli” diyor.
Klasik otomobil severler bilirler, Jaguar’lar sorunlu otomobillerdir. “Problemsiz Jaguar’a rastlamak zordur” denir, sorunların kaynağı olarak, imalat hataları gösterilir. Örneğin, jikle. Sabah soğuğunda motoru çalıştırırsınız, jikleyi açarsınız, fakat çıkmaz jikleden otomobil. Motor harareti 80-90 dereceye çıkar, az daha devam ederse, tutuşur yanar! Jaguar’ların bir kısmı böyle yanarak yok olmuştur. Fakat jikleyi açmazsanız da, öldür Allah çalışmaz! Demir Bey, orijinal jikleyi değiştirmiş Jaguar’da. Zenginleştirilmiş bir düzenek kurulmuş.
MK II, otomobil otoriteleri tarafından, “dünyanın en güzel 2 kapılı otomobili” olarak kabul edilir. Önde gelen otomobil dergilerinde, “Best ever saloon” diye söz edilir.
Demir Bey de böyle düşünüyor, diyor ki, “Bu otomobil, hem göze en güzel gelen otomobildir, hem de yüksek koleksiyon değeri vardır”. Gerçekten de, özellikle yurtdışında çok merak, talep var bu otomobile. Klasik otomobil severler, bu otomobili, günlük yaşamda kullanılabilecek konuma getiriyorlar; yeni direksiyon sistemi takıyorlar, yeni motor koyuyorlar, fren sistemini değiştiriyorlar, vb. Örneğin, orijinalinde 4 tekerlekten disk frenli olan otomobil, fren sorunu yaşar. 240 HP, 35 Nm tork üreten motoru durduracak bir fren yoktur. O dönemde, o fren teknolojisi yoktu. Bu bir eksiklik. Fakat, bugün, bu fren sistemi değiştirilerek, sorun giderilebiliyor. Örneğin, direksiyon da sorunludur, bir boşluk vardır. Bu da giderilebiliyor artık. Otomatik cam takılıyor, klima takılıyor, konfor da artırılarak, günlük yaşama uyumlanıyor.
Demir Bey de değişikliklere gitmiş fakat bundan çok da hazzettiği söylenemez, çünkü, klasik otomobillerin, üretim tarihlerini yansıtan özellikleri ile muhafaza edilmesi ve o hali ile kullanılması gerektiğini savunuyor.
Jaguar’da orijinal olmayan ne var? Radyo. Bir de, otomobilin sol tarafındaki 3 adet swicth.
Jaguar, + şasi bir otomobil. Genelde otomobiller, - şasidir. + şasi, o dönem mantıksal olarak tercih edilen seçenekti. Çünkü elektronlar, +’dan –’ye doğru dönmektedir. “Sivri zekalı” olarak bilinen İngilizler, + şasiyi tercih ederken, örneğin Almanlar, – şasi üzerine imal etmişlerdir otomobilleri. İngiliz yapımı oto radyosu bulmak çok zordur, çünkü, bir süre sonra oto radyosu yapımını durdurmuşlardır. Yaptıkları da, arızalıdır hep. Çünkü, İngilizler oto elektriği ve oto elektroniği konularında zayıftırlar. Örneğin, Lucas sorun çıkarır hep, CD çalışmaz örneğin. Bir Alman otomobilinde ise, sorun bulamazsınız bu konuda. Demir Bey de, Blaupunkt takmış Jaguar’a.
Jaguar, bir motordur en önce
Jaguar, “XK” kodlu motorla ünlenmiştir. “XK 120” kodlu motor, ilk spor otomobil motorudur. Motorlar XA’dan itibaren kodlanmıştır, en yüksek verim “XK” kodlu motordan alındığı için, kod burada noktalanmıştır. Bu otomobil de, “XK” kodlu motor üzerine imal edilmiştir. Bu motorun özelliği şudur: Yarış otomobili motorudur, yarışlar kazanmıştır. C-type’la, D-type’la kazanmıştır. Spor otomobillerdeki performansı, “Salon otomobillere de koyalım” düşüncesini doğurmuştur. Önce, “ucuz salon” olarak Mark I’de kullanılmış, Mark I, ABD’de çok satınca, sonrasında, iyi bir makyajla, daha güzel bir otomobil ortaya çıkarılmıştır: Mark II.
Mark II, gerçekten de, güzelliği ile özel bir otomobil. Her açıdan güzel; arkadan, önden, sağdan, soldan, tepeden. Bir tarafı güzel de, bir tarafı çirkin değildir. Çirkinlik alameti bulamazsınız. Öyle ki, gözden kaybolana kadar, izlemek istersiniz. Motordan sonra, ikinci en önemli özelliği, güzelliğidir.
Otomobil, ABD pazarına, lüks versiyonu ile sunulmuştur; ahşap işçiliği göz kamaştırıcıdır. Maun ve gül kaplamadır. Örneğin, otomobil ‘60 model ise, ahşap döşemesindeki ağaçlar, 15 yıl önce kesilmiştir, fırınlanmıştır. Böylece en yüksek kalite elde edilmiştir.
Demir Bey, “Benim arabam, 45 senedir açık hava koşullarında, sokakta duruyor. En ufak bir atma, dönme yok. Bu kaliteli ahşap işçiliği, Rolls-Royce ve Bentley’in dışında sadece Jaguar’da var” diyor.
Mark II’de, overdrive bulunmakta. 4’ten sonra geçersiniz. Az yakıt yakıp ekonomi sağlar. Bugünün Jaguar’larında olmayan, değişik bir makinedir.
Otomobilin jantlarında, bisikletlerde kullanılan tek bijon vardır. Aynı yöne sıkamazsınız, üstünde oklar vardır, sağ tekerlekler sağa, sol tekerlekler sola doğru sıkılır. Giderken gevşemez. Bijon anahtarı ise, çekiçtir; çekiçle açar, çekiçle kapatırsınız.
Mark II’nin motoru, 220 HP’dir, 35 Nm tork üretir. ABD için üretilmiş modellerin yüksek kompresyonlu motorudur, 4 ileri vites + overdrive’dır. Kilitli diferansiyel mevcut.
Demir Bey’in otomobili, fabrika çıkışında opsiyonel olarak sunulan bütün ilavelere sahip. Piyasayı bilen bir kişilik olarak iddiasını ortaya koyuyor: “Şu anda Türkiye’de, benim arabamdaki opsiyonel unsurları üzerinde bulunduran başka bir Jaguar Mark II yok”. Tel jant, yatar koltuk, picnic table, vb, üst üste koyduğunuzda, boş bir iddiada bulunmadığını anlıyorsunuz Demir Bey’in.
MK II’nin, örneğin Türkiye’de çokça bulunan E-type ile farkı ise, her şeyden önce MK II’nin içine rahat binip çıkabilirsiniz E-type göre. MK monokoktur, modern otomobiller tekniği ile üretilmiştir.
Demir Bey, bir klasik otomobilin kullanılmasından yana; aldınız mı, kullanacaksınız.
Jaguar’ı restore ettirirken, günlük yaşamda kullanım amacı taşıyormuş Demir Bey. Rallilere de katılmış otomobil; keyif sürüşlü, sabit hız testli olan yarışlara. Başarılar da elde etmiş. Kalibrasyonu çok iyi otomobilin; 100 km’de 40 m hata yapıyor maksimum. Demir Bey, hata payının az olmasında, otomobilden çok, co-pilotun marifetinin önemli olduğunu söylüyor.
Demir Berberoğlu, başka otomobillere de sahip. Özel otomobiller, özellikle de yarış otomobilleri. Bu sayfalarda zamanla onları da tanıyacaksınız…