|
|
|
|
|
|
|
|
İtalya’dan klasikler |
|
|
|
16.02.2009
|
|
|
|
|
|
Venedik’te bırakın klasik otomobil bulmayı, yeni otomobil bile bulmak zorken, ben bir hazinenin içine düştüm! Ve işte, Fogarin Camillo’nun 30 araçlık klasik otomobil koleksiyonu. |
|
|
|
|
|
Tatil amaçlı Avrupa seyahatine çıkma planımı Sayın Editör’üme açtığımda, seyahati business holiday’e dönüştürme teklifinin (emrinin!) geleceğinden emindim! Nasıl oldu anlamadım; güzergah değişti, klasik otomobil fuar takvimi açıldı, vb. Almanya’ya uçacakken, boynunda fotoğraf makinesi ile ta uzaktan bir gazeteci olduğu anlaşılan ben, Ferrari, Lamborghini, Maserati ve de Fiat, vb ülkesi İtalya uçağına binerken buldum kendimi.
Sayın Editör’ümün, “Bir güzel tatil yap, fakat mesleğini de unutma” talimatının ilk aşamasını uygulayıp, Venedik’te 10 günlüğüne bir apart kiraladım, Alman bayan arkadaşımla. (Bilginiz olsun; 900 Euro’ya 10 günlük bir apart kiralayabiliyorsunuz Venedik’te. Otel fiyatları ile karşılaştırdığınızda ve hele de grup kalabalık ise, ideal bir konaklama tarzı.) Ağustosböceğinin “En son gün çalışırım” düşünce tarzı ile çok rahattım; dünyanın en ünlü otomobil markalarının anavatanı İtalya’da, her sokakta klasik otomobil bulabilirdim herhalde!
Fakat… Su, kanal, gondol ülkesi olduğunu unutmuşuz Venedik’in! Venedik’te bırakın klasik otomobil bulmayı, yeni otomobil bile bulmak mümkün değil! (Bir fotoğrafçı olarak itiraf edeyim: Bol bol klasik gondol fotoğrafı çektim!)
Altından gondolların geçtiği köprülerle birbirine bağlanan adacık şehirlerden oluşan Venedik’te, şehir giriş noktasına kadar otomobille gidebiliyorsunuz. Otomobilinizi bu noktadaki 2 kapalı otoparktan birine park edip, ya yaya olarak ya da deniz taksi ile adresinize ulaşabiliyorsunuz. Otomobilimizi Garage San Marco adlı otoparka bırakırken, bir taraftan da, görevlilerden izin alıp, park halindeki yüzlerce (hatta binlerce) araç içinde, klasik otomobil aramaya başladım. Sadece ve sadece 2 klasik araç görebildim: Nissan Figaro (1950 görünümlü, 1991 üretimli) ve Volkswagen Beetle.
4. günde, hem tatili hareketlendirmek hem de klasik otomobil keşfetmek için, Adriyatik kıyılarına bir gezi yaptık. Fakat sadece, Lido di jesolo gibi güzel tatil beldeleri keşfetmekle yetindik. Yoktu işte klasik otomobil!
Ertesi gün, rota değiştirdik. 40 kilometrelik yolu yarıladığımız noktada, yolun sağında, büyük bir parka sahip (“bahçe” demek daha doğru) bir otomobil servisi gördük. Parkta, aksesuar olarak, havaya asılmış 2 otomobil vardı. Hızımız yüksekti, “Dönüşte fotoğraflarız” diye, durmadık. Venedik’e 40 km mesafede, İtalya’nın önde gelen şehirlerinden Padova caddelerinde dolaşırken, Ferrari, Lamborghini, Maserati, Fiat ülkesinde, daha çok Alman markalarının; Porsche, Mercedes-Benz, Volkswagen’in son model araçlarını gördük, şaşırdık tabii! Dönüş yolunda, Medya Market’in otoparkında bir Lancia buldum, fotoğrafladım. “Havada asılı otomobiller” fotoğrafı için otomobil servisine girdik. İzin almak için, parkta kimse yoktu, içeriye, tamirhaneye girdim, İngilizce bilmeyen İtalyan usta, beni ofise, bir bayana götürdü. TR Classic Car Dergisi’nden geldiğimi, fotoğraf çekmek istediğimi söyleyince, izin almak için patronuna danışacağını belirtti ve patronunun ofisine gitti. Az sonra döndü ve patronun benimle tanışmak istediğini söyledi ve de az sonra ben kendimi, İtalya’nın önde gelen klasik otomobil koleksiyonerlerinden Fogarin Camillo’nun karşısında buldum. Şaşkındım fakat Bay Camillo benden daha önce şaşırmıştı. 69 yaşındaki Bay Camillo, İstanbul’dan geldiğimizi öğrenince öyle sevindi ki, onu bir Türk sandım! Anlattı. 1992 yılında İstanbul’a gelmiş ve 10 gün Tarabya’da bir otelde kalmış. İstanbul’u, özellikle de Boğaz’ı unutamamış. İngilizce konuştuk fakat İstanbul’dan söz ederken İtalyan ateşini vücut diline öyle bir yansıtıyordu ki… Geçtiğimiz yıllarda, Ege Bölgesi’nde düzenlenen bir klasik otomobil rallisine katıldığını da belirten Bay Camillo, İzmir’i de çok beğenmiş. Sohbetten sonra, 2.000 metre karelik garaja girdim ve hazinenin bütün parçalarını fotoğraflamaya başladım. (Fotoğraflar, kapalı bir mekan olduğu için, arzu edilen kaliteden uzak olabilir.) Brandanın altındaki her parça beni öyle heyecanlandırıyordu ki… Deklanşöre basarken, serotonin hormonum artıyordu.
Bay Camillo’nun 30 parçadan oluşan hazinesinin tamamı bu garajda değildi. Başka bir garajı daha olduğunu söyleyince, oraya da gitmek istedik, fakat günlerden Cuma, saatler de mesai bitimini gösteriyordu. “Pazartesi gelin” dedi, adresi verdi. Hafta başı yola koyulduk, Venedik’e 21 km mesafedeki Dolo adında bir yerleşimdeydi adres.
Geniş bahçe, Jeep’lerle dolu. Hepsi yeni. Fas asıllı usta Muhammed karşılıyor bizi, o Arapça ve İtalyanca, biz İngilizce, Fransızca, Almanca biliyoruz fakat ortak dil olmayınca, anlaşamıyoruz! Bay Camillo’dan aldığı talimat üzerine bizi garaja götürmesi de yetiyor zaten. Fotoğraflarda gördüğünüz otomobilleri görüntülemeye başlıyorum heyecanla… Ve, görevimi yapmış olmanın rahatlığı ile tatile dönüyorum!
Bir sonraki sayıda, Avusturya, Salzburg’tan klasik otomobiller sunacağım size.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|