09 Eylül 2010 08.01
ANASAYFA
HABER
ETKİNLİKLER
MÜZELER
MÜZAYEDE
ROPÖRTAJ
RESTORASYON
KULÜPLER
YARIŞ
DÜNYA
Bir Pazar günü bahar bakımı
13.02.2009   

Teknoloji ne kadar değişse ve gelişse de, bir klasik otomobilin bakımında, sahibinin bilgi ve becerisi hâlâ ilk planda gelmektedir. Klasik otomobiller, sahibine tamirci olmayı öğretmiştir…

Klasik otomobiller, geçirdikleri onca evreye rağmen, onlara duyulan özen ve bilinçli bakımlar sayesinde, günümüze kadar gelmişler ve bütün ihtişamları ile “yürür” şekilde ayakta durabilmektedirler. Çok keyifli bir yaşam tarzının aktörleri olan klasik otomobiller, her zaman aynı duyarlılık ve bilinç ile ilgi gösterilir ve bakımları eksiksiz olarak yapılır ise, sahiplerinin en kadim dostları olmaya devam edecektir.
Yapılması gereken, üretildikleri yıllardaki ile çok da farklı değil aslında. Teknoloji ne kadar ilerlese de, sahibinin kişisel bilgi ve becerisi hâlâ ilk planda klasik otomobil bakımında. Yani, klasik otomobilin gerçek ustası, önce sahibi. Klasik otomobil, “sıfır” otomobilden daha mekanik olduğu için, hassasiyetleri de daha fazla. Klasik otomobiller, mekanik özelliği ile, tamirciye sanatı, sahibine tamirci olmayı öğretmiştir. Bugün ise, mekanik değil, elektronik vardır.

Her otomobilin bir karakteri var

Mekanik bakım ne derece doğru ve iyi yapılabildiği oranda, klasik otomobillerin parçalarının (ve tabii otomobilin) ömrü o kadar uzun olur. Çünkü, hareketsel üniteler mekanik olduğu için, yağlama ve ayarlar yapıldıkça, performansları artarak, daha güçlü olacaklardır. Burada özellikle bilinmesi gereken, üzerinde çalışılan otomobilin karakteristik özelliğidir. Çünkü, bazı otomobiller, üretildikleri yılların koşullarına göre, gerek motor gücü gerekse aerodinamik yapısına göre değişiklik göstermektedir; kimi 4, kimi 6, kimi 8, kimi 12 ya da bazıları manuel şanzıman, bazıları da otomatik olabilir. İşte bu farklar, klasik otomobillerde dikkat edilmesi gereken noktaları ve uygulanması gereken işlemleri birbirinden ayırır.

Nostaljiyi yağ kokusunda hissedin

Gelin, ilkbahara girerken, bir Pazar gününüzü garajda klasik otomobilinize ayırın ve küçük çaplı fakat etkili bakımlar ile otomobilinizi bahara/yaza hazırlayın ve nostaljiyi biraz da yağ kokusunda hissedin! Öncelikle, motor yağ seviyesini, radyatör su seviyesini, radyatör hortumlarındaki kireçlenmeyi ve bağlantı kelepçelerinin sıkılığını kontrol ederek, otomobil yağlı tip hava filtresine sahip ise yağını, kuru tip ise etrafında oluşabilecek kirliliği temizleme işlemi ile işe başlayabilirsiniz. Ardından, motor bloğunun etrafında yağ sızdırmalarının olup olmadığına bakabilir, sonra da fren ve debriyaj hidroliklerinin seviye kontrollerini gözden geçirebilirsiniz. Peşi sıra, otomobilinizi rölantide çalıştırarak, motorun randımanlı çalışıp çalışmadığını kontrol edebilir ve motor üzerinde dönmekte olan kasnakların dairesel yalpalı olarak çalışıp çalışmadığını gözlemleyebilirsiniz. Şayet kasnaklar düzgün çalışmıyor ise, bağımlı olarak çalıştıkları kayış sistemini bozabilir ya da yuvalarında dönmelerine ve hatta halk arasında bilindiği tabir ile “ses çıkararak güç kaybetmelerine”, dolayısı ile akünün de enerji kaybına ya da direksiyon pompasının ağır dönmesine ve de farklı monte edilmiş diğer ünitelerin randımansız çalışmasına neden olabilir. Dinleme yöntemi ile, rahatsız edici seslerin motor supaplarından mı yoksa egzoz manifoldlarından mı geldiğini kolaylıkla anlayabilir, önlem almada da gecikmeyebilirsiniz.
Çay ya da kahvenizi yudumlayıp kontrol amaçlı bu işlemleri yapar iken, akünün kutup başlarının gevşek olup olmadığını, kutup başlarının temizliğini ve kablo bağlantılarının sağlamlığını da gözden geçirmeyi ihmal etmeyiniz. Klasik otomobillerde, üretildikleri dönemin koşulları gereği, motor içi aksamları daha geniş yapılarak, müdahale gözlemlerinin daha rahat gerçekleştirilmesine olanak sağlanmıştır. Bu sayede, motor ve elektrik aksamlarındaki kablo sistemlerindeki bir arıza ve bunların oksitli olup olmadığı kolayca anlaşılmaktadır.
Bu noktada bir uyarıda bulunmak istiyorum: Bu kontrolleri yapar iken, can güvenliğinizi tehlikeye atacak müdahalelerden kaçınınız. Mesela, çalışır durumda iken, asla ve asla motora müdahale etmeyiniz. Sizi aşan noktaları, bir usta ile paylaşınız.
Sertlik ve boşluklara dikkat!

Dilerseniz, kısa bir test sürüşü yapalım şimdi. Bu noktada dikkat edilmesi gereken, otomobili çalıştırmadan önce, debriyaj ve fren pedallarının sertlik ve boşluk ayarlarının kontrolüdür. Sertlik ya da boşluk var ise, bunun nedenini araştırınız. Otomobili çalıştırdığınızda, marş motorunun rahat güç verip veremediğine, motorun ne kadar (kısa) sürede çalıştığına dikkat ederek hereket edin. Hareket halindeki otomobil, artık sizin istek ve direktifleriniz ile yönlenecektir. Bu bilinçle, birkaç kez fren pedalını yoklayarak, vites kol fonksiyonlarını, yani şanzıman performansını ölçebilir, değişken vites hareketleri yaparak dişli kutusunu, debriyaj plakalarının konumunu, diferansiyeli ve aktarma organı olarak bilinen şaft balanslarını kontrol edebilirsiniz.
Bu efsanevi otomobillerin, bugün bile tartışılan en önemli özelliğinin süspansiyonları olduğu malûmunuz. Bu test sürüşü sırasında sizi rahatsız eden bir ses ya da kasılma hissetmediğiniz, yani o bilinen ifade ile “yaylanıp selamlamayı yapabildiğiniz” sürece, sürüş amacına ulaşmış demektir.

Alttan kontrol

Bilirsiniz; klasik otomobiller, kanalların üzerinde tamir edilir. Tamirhanede klasik otomobilde racon budur! Çünkü, cüsse çok önemlidir. Bugün ise lift yöntemi ile altına giriyoruz klasik otomobilin. Biz de öyle yapalım ve alttan bakış ile mekanik ünitelere bir göz atalım.
Bilindiği gibi, efsaneler, genelde, arkadan itişli olarak üretildiler. “İtişli” diyorum çünkü, bu terim bugün, bir kavram karmaşasına yol açtı. Malûmunuz; önden çekişli otomobillerin üretilmesinden sonra, bu tip otomobillere “arkadan itişli” denilmeye başlandı ki, yanlış.
Dönelim “alt kontrol”e. Alt mekanikte yapılması gereken, her noktasına varıncaya kadar, dikkatli göz kontrolüdür. Motor bölümünden başlayarak, otomobilin altında herhangi bir yağ ya da su kaçağının olup olmadığını kontrol ediniz. Taşıyıcılar, yani alt tabla rotiller, ön amortisörlerin sızdırmazlığı… Önde makas var ise yay esneklik pozisyonları ve bağlantı burç ya da grasör yuvaları, ön kısımdaki şasiye bağlı tüm ünitelerin bağlantı cıvatalarının yılda en az bir kez gevşetilerek tekrar sıkılması… Ki, bu işlem, otomobilin mümkün olan her cıvata ve somunu için geçerlidir. Çünkü, zamanla, pas yapmak sureti ile, tekrar gevşetilmedikleri sürece, sadece sıkılmış olmaktan öte gitmez yapılan bu işlem. Egzoz borusunun manifolda olan bağlantılarını ve orada oluşan yanmayı da görmek mümkündür.
Ortaya doğru baktığınızda ise, şanzıman bağlantılarını kontrol ederek, alt kapak ve kuyruk keçesinin durumunu ve bu kuyrukta bulunan şaft ve frezesinin geçtiği yuvayı da kontrol etmek gerekir. Ayrıca, vites kol burçları ve pimlerinin özenle bakılması zaruridir. Arka ünitede bulunan ve diferansiyel ile şanzıman arasında aktarma organı vazifesi gören şaft ve onun dairesel işlemindeki en önemli yardımcısı ıstavrozların da boşluklarının kontrol edilmesi gerekir. Çünkü, kopan ıstavroz, onun travese tutunmasını sağlayan kapline de zarar verebilir. Bu kaplin, şaftın orta kısmından geçerken bir yatağı ve bu yatağın içinde ise balansını alacak rulman bulunmaktadır. İşte bu kaplin lastiğinin deforme olması yatağı bozacağından, otomobilin kasasında vibrasyona neden olacaktır. Ayrıca, otomobilin altında bulunan ve her zaman dış etkenlere açık olan bu mekanizmanın balans ayarlarının mutlaka kontrol edilmesi gerekir.
Arka mekaniğin en önemli taşıyıcısı, arka dingildir. Burada diferansiyel ve arka makaslar ayrı bir önem taşır. Özellikle makas burçlarının kavis kontrolü ve bağlantı burçları belirli zamanlarda yenilenmeli ve terazi vazifesi gören makasların kavis ayarının yapılması gerekmektedir. Bazı otomobillerde bu sisteme ilave olarak amortisör de eklenmiştir. Şayet bu işlemlerde elde edilen sonuç yeterli ise, artık otomobilin dört tekerleğini sökerek, fren sistemini kontrol etmeye geçebiliriz.

Durmak, bir daha başlayabilmektir

Değerli okuyucular; her otomobilin mutlaka gerektiği yer ve konumda durması gerekir. Durmanın, bir daha başlayabilmek olduğunu kabul edersek, bu sistemin ne kadar önemli olduğunu anlamış oluruz.
Bu otomobillerde, iki tip fren sistemi bulunmaktadır. Biri tam kampanalı fren (ki, bu sistem “pabuç balata” diye bilinen, tüm tekerleklerde aynı tip balatanın olduğu sistemdir), diğeri ise ön disk arka kampanalı sistemdir. Önemli olan, bunların kullanılabilir ölçülerde olmasıdır. Balataların disk ve kampana üzerindeki hâkimiyetleri hidrolik basınçlı merkezler tarafından gerçekleştirilir. Bu kontrollerde gördüğünüz yağ kaçakları, mutlaka önlenmelidir. Fren sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için belli zamanlar içinde hidrolik yağının yenilenmesi gerekir. Alt yağlamanın önemi, klasik otomobillerde ayrı bir dikkat konusudur.
Değerli okuyucular; bir Pazar gününüzde keyifli birkaç saatinizi ayırdığınız klasik otomobiliniz, yola çıkmaya hazır artık. Klasik otomobiliniz ile sorunsuz günler, keyif dolu sürüşler diliyorum.